Hani bazen öylece kalırsınız ya ...

  Sene 2006.
  Bir iş seyahati için Ankara'ya uçulacak. Sabahın körü olan 07:20 de.
  Pegasus ile gidip akşam THY ile dönecem.
  Sabah karga kendi olayına başlamadan kalktım, çıktım yola. Herzamanki güzergahtah ilerliyorum.
  Ama bir yere kadar. Polis yolu kapatmış. Neden bilinmiyor ama geri de çıkmak çok zor.
  Zor mor, uçağa yetişmek gerekiyor. Birşekilde geri çıktık ama uçak riske girdi tabi.
  Kaçtı kaçacak...
  
  Havalanından 07:05 de içeri girerken bu son çağrıdır anonsu yapılıyor. Hemen koşa koşa arkasında 
  insan bulunan tek bankoya doğru ilerliyorum. Bilet numarasını veriyorum elemana. Bakıyor da bakıyor adam.
  Bulamıyor da bulamıyor adam. 
  - Beyfendi sizin biletiniz akşam dönüş görünüyor diyor. 
  Alla alla ...
  - Ya kardesim ucak kalkıyor ya. Şimdi karışıklığın zamanı mı yaw. Baba bi daha bak be.
  Siz bi satışla konuşun o halde diyor da zaman mı kaldı konuşacak. Adamın gösterdiği yönde Pegasus satışa
  doğru depar atıyorum.
  
  Saat 07:10, uçak hala duruyor. 
  Hatun kişiye durumu 8 saniyede anlatıyorum. 3 saniyede anlayıp bakıyor mevzuya.
  - Beyfendi uçağınız kalkmak üzere, kapılar kapandı, kaçırdınız, üzgünüm.
  Hönk!
  - Ama ordaki abi senin biletin akşam dönüş görünüyo deyip beni bissürü oyaladı.
  - Beni ilgilendirmez, bana 11 saniye önce geldiniz.
  Çok sinirlendim walla, çok kızdım.
  - Check-in deki kazma adamınız beni oyalıyor, sonra buraya gönderiyor, siz bana şimdi geldiniz
  diyonuz. Beni ilgilendirmez diyonuz. Orası da Pegasus değil mi? Töbe töbe ...
  - Değil beyfendi, orası THY chekc-in.
  
  Eğeeeer ölürsem buralarda, beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar yıkasınlaaaar...
  Hani bazı anlar vardır sevgili dostlar. Öylece kalırsınız. Çok şey söylemek istersiniz ama
  düğüm düğüm olur boğazınız ve kelimeler çıkmaz. Ansızın çocukluğunuza dönmek istersiniz çünkü
  oradan kaçmaktır çocukluğa dönmek.