Long ve Hicle

Adından da anlasılacağı uzere Long,İsviçre'nin Milka ineği gibi süt ve tezek kokan Alplerinden, 
ekmek parasını kazanmak için uzun yollara çıkan, fakir ama onurlu bir kamyon şoförüdür. 
O diyar senin bu diyar benim diyerek diyar diyar gezmektedir. Bir gün yolu Arabistan'a düşer bizim Long'un.
Orada kamyonunun boşaltılmasını beklerken çarşıdan geçmekte olan, o yörenin en zengin adamı olan Şeyh Gaffar'ın 
dünyalar güzeli kızı Hicle'ye rastlar ve hikayemizin kahramanları birbirlerine ilk görüşte aşık olurlar... 
Sevgililer her fırsatta beraberce elele gözgöze arabistan çöllerinin gizemli gecelerinde birbirlerine olan aşklarını 
dile getirmektedirler. Fakat kızının bir kefereyle (üstelik sünnetsiz) beraber olmasını hazmedemiyen ve 
kalbi kötülükle dolu olan Şeyh Gaffar, kızını cümle aleme ibret olsun diye adamlarına öldürtür... 
Yine uzun bir seferden dönen ve sevgilisine kavuşma ümidiyle Arabistana koşan Long, sevgilisinin ölüm haberini 
duyunca yıkılır, deliye döner hatta dönmekle kalmaz delirir ve kamyonuna atlayıp Hicle ile aşk mabedi olan 
Arabistan çöllerine doğru sürer kamyonunu... 
Long kamyonunu çölün uçsuz bucaksız kumları üzerinde kilometrelerce sürdükten sonra bir kum fırtınasına yakalanır ve 
kahramanımızdan bir daha haber alınamaz... Artık iki sevgili mahşerde buluşmuşlardır... 
Bu acıklı aşk hikayesinden sonra Long'u tanıyan tanımayan bütün kamyoncular araçlarının arkasına 
Long VeHicle yazarak bu aşkı ölümsüzleştirmişlerdir... İşte yollarda her zaman gördüğümüz kamyonların arkasında yazan 
bu yazının böyle içli bir hikayesi vardır... :(

Yersen :)